Showing posts with label din. Show all posts
Showing posts with label din. Show all posts

Sunday, September 5, 2010

Kadın Papa/The Female Pope

Bugün bir film izledim ve öğrendim ki, 13. yüzyıl tarihçilerine göre 9. yüzyılda erkek kılığına girip Papalık mekanına yükselen bir kadın varmış. Bu inanç 16 yüzyıla kadar sürmüş ve Dominikan öğretilerine girmiş, hatta tarot kartlarındaki Azize kartı Papa Joan'a itafen yapılmış ve o zamanlar bu kartın adı Kadın Papa (La Papessa) imiş, daha sonra kartın adı Azize olarak değişmiş.

I watched a film today and learned that according to 13th century chroniclers that there was a woman who disguised herself as a man and became Pope. This legend was highly believed and even appeared in the Dominican learnings until the 16th century and that the High Priestess tarot card was created after Pope Joan and it was called The Female Pope (La Papessa) at the time.


Rivayete göre (bence kesin doğrudur!) Joan (John) Anglius kendini eğitmiş bilgili bir kadın olarak sevgilisiyle birlikte Atina'ya gelir ve erkek kılığına girerek dönemin en alim hocalarından eğitim görür. Roma'ya gider ve piskopos olur. Bilgisi ve yeneteğiyle herkesin saygısını kazanan Joan sonra da Papa seçilir. Bartholomeo Platina'nın 13. yüzyılda yazdığı Papalar tarihi kitabında adı Papa John VIII olarak geçer. 2 yıl papalıkta kaldıktan sonra Joan at üstünde doğuma başlayınca kadın olduğu ortaya çıkar. Bazı tarihçiler onun doğumun hemen ardından doğal yolla öldüğünü bazıları ise bir ata bağlanıp sokaklarda halk tarafından taşlandığını söyler.

According to the legend (which I think is true) Joan (John) Anglius was an educated and clever woman who went to Athens with her lover and studied under the best lecturers dressed as a man and went to Rome. She first became bishop and got the respect of everyone with her knowledge. Then she was elected as Pope and ruled for two years. In the chronicles of Popes that Bartholomeo Platina wrote in the 13th century, she was called as Pope John VIII. During a travel, her labor started on horseback and her disguise fell. According to some sources she died from natural causes right after this, and others say that she was bounded to a horse and stoned by her own people.

16. yüzyıldan itibaren tarihçiler 'Kadın Papa'yı yalanlamaya başlanırlar ve görüldüğü üzere bunda da başarılı olurlar. Öyle ki bugün bir efsane olarak bile olsa bunu bilmiyoruz. Ben şahsen inanıyorum, Jeanne D'Arc'ı deli ve anti-hristiyan yapıp asan ataerkil zihniyet, kadın papa olduğunu kabul etmeyecektir tabii ki. Aslını sorarsanız ben Dan Brown'ın sunduğu iddalardan, Maria Magdelena İncil'inin bulunduğuna da inanıyorum, tabii ki dönemin ataerkil düzeni bir kadın havariye izin vermeyecekti, bu yüzden de Magdelena havari değil fahişe oldu.

Starting from the 16th century the historians started to deconstruct the 'Female Pope' and obviously they succeeded in that. Personally, I believed in this legend to be true, the patriarchal society who accused Jeanne D'Arc with madness and anti-christ would of course deny the existence of a female Pope. To tell you the truth, I also believe what Dan Brown also revealed as Maria Magdalena having a Bible. Of course the patriarchal order of the era wouldn't allow a female apostle, so she became a whore instead.

Merak ettiyseniz wikipedia sayfasına bakabilir, ya da Liv Ullman'lı 1972 yapımı 'Pope Joan'u ya da yeni versiyonunu izleyebilirsiniz!

Anyway, if you're interested you can check out the wiki page, or watch 'Pope Joan' made in 1972 with Liv Ullman or the remake!




Saturday, August 14, 2010

Din Toplumun Afyonudur!

Bugün işten söylene söylene eve dönüyorum, saat iftara bayağı yakın, tabii Üsküdar iftar çadırında çılgın bir kuyruk... Sonra baktım herkesin elinde bir broşür, bazısı yellenmek için kullanıyor, bazısı okuyor, ne olduğu belli tabii, millete evet dedirtmeye çalışıyorlar. Çadırın yanında AKP'nin standımsı birşeyi, RTE'nin gül yüzü, ekrandan birşeyler söylüyor. Ve eminim yine bu insanlar evet diyecek. Sonra deyince kötü oluyoruz ama bu millet sahiden aptal (ah Aziz Nesin burada olsaydın sen daha güzel söylerdin!)

Niye mi yazdım bunu, hiçbir fikrim yok, kafamdakilerin çok küçük bir kısmını kusmak için herhalde. Hepsini kussam atom bombası etkisi yapacak, etrafı kokutmaya gerek yok.....

Saturday, April 17, 2010

Hayko'dan ilahi açılımı

Hayko'ya birşeyler olmuş, iyi ki de olmuş. Bu ilahinin üstüne benden Hayko'ya selam olsun, gel gülüm bırak metali filan, boş işler bunlar... İlla ilahi söyle dine dön demiyorum, ama daha sesini duyabildiğim brutal vokalsiz birşeyler yap, çok seviyorum sesini de gırtlağını da. Senin için bir dönem metali sevmeyi de denedim ama olmuyor işte, n'apıyım:( (Hayko fanları alınmasın, az önce 1 saatlik bir karın sancısı üstüne 3 buscopan birden yuttum, üstüne de bunu duyunca bir coşmuş olabilirim).


Hayko Cepkin - Demedim mi
Yükleyen suhagurgen. - Öne çıkan müzik videolarını izleyin.

Siz ne dersiniz, çok bu güzel olmuş, ne alaka mı?

Dip bilgi notu: Demedim mi 16. yüzyılda yaşamış Alevi-Bektaşi tarikatına bağlı Pir Sultan Abdal'ın. Kendisinin bende yeri tasavvuf yanında sosyal sınıf ve devlet düzeni gibi konulara getirdiği yorumlar nedeniyle her zaman bir ayrıdır, bir de Sünni'lerdense Alevi'leri tercih eder oldum son bir kaç yıldır, onunla da ilgisi var tabii. Daha bir barışçı değiller mi sizce de, hem de kadınlarla erkekler arasındaki ayrım da daha öz, türban modasına da uymuyorlar, buscopan iyice kafa yaptı herhal, benden şok açıklamalar gelmekte.

Son olarak Hayko'yu sahalarda sarışın görmek istediğimi sözlerime eklemek isterim. Siz son zamanlarda Hayko'yu bu kadar seksi gördünüz mü allah aşkına?

Thursday, September 3, 2009

Rum Meyhanesi Helasında Rum Kilisesi


Bahsettiğim yer Moda'da Aya Ekaterini Kilisesi, ya da Ayazması. Aya Ekaterini'nin hikayesi rivayete göre şöyle: Dorothea adlı aristokrat, putperest bir ailenin kızı milattan sonra 294 yılında İskenderiye'de doğar. Felsefe, hitabet, şiir, müzik, fizik gibi değişik alanlarda eğitim alan ve çok bilgili olan Dorothea aynı zamanda çok güzel, görenin bir daha bakma gerekliliği hissettiği o şanslı kadınlardandır. Birgün bir Hristiyan rahip tarafından İsa'yla tanıştırılır ve Hristiyanlığı kabul eder. Vaftiz ismi de "taçlandırılmış baş" anlamına gelen Ekaterini olur.

Putperest Kral Maksimianus döneminde İsa'ya bağlılığını açıklayan Ekaterini'yi vazgeçirmek için kral felsefe ve bilim adamlarını onunla tartışmaya yollar, ancak bu olay felsefe ve bilimadamlarının Hrsitiyan olmasıyla sonuçlanır, Ekaterini intihar eder.

Aya Ekaterini'nin naaşının Sina Dağı'nın tepesine gömüldüğü rivayet edilir.

1920'li yıllarda balıkçıların şimdiki Koço Restoran'ın oralarda şifalı bir su olduğunu iddia etmesiyle Aya Ekaterini Ayazma'sı macerası başlar. Efsane dilden dile yayılır.

Gelelim 1950'lerin Moda'sına. Nazım Hikmet gibi yazarların da ortak olduğu Koço Restoran, Mühürdar'daki yerini Moda İskelesi'ne taşır, yalnız restoran tam ayazmanın üstünde olduğu için müşteri elini eteğini restorandan çeker. Koço din adamlarına danışır ve Aya Ekaterini Kilisesi açılır. Aslında kilise içinde birkaç ikona ve mum dikme yeri bulunan küçük bir odadan ibaret. Üstelik Çarşamba ve Cuma günleri bir rahip de bulunuyor, yani faal bir kilise. Kutsal suyun çıktığı(-nı umduğum) bir de çeşmesi var.


Ben burada, internette birkaç yazıda okuduğum gibi "Ay, İstanbul ne şahane şehir, bak süprizi bitmiyor, dünyada bir tek bizde meyhane içinde kilise var" diye şeker bir yorum getiremeyeceğim. Evet, dünyada bir tek bizde böyle bir durum var, çünkü bizde (özellikle son dönemlerde- Cumhuriyet Dönemi'nde) toplumun çoğunluğunun inandığından başka hiçbir dine saygı yok. Bizde restoran içinde kilise var, bizde misyoner diye gayrimüslimler öldürülüyor, bizde mahalle baskısı diye millete zorla oruç tutturuluyor, sonra da yılda bir devlet büyükleriyle çeşitli din başkanları oturup hoşbeş ediyor, adı da din özgürlüğü oluyor.

İş meyhane içinde kiliseden de vahim, çünkü kiliseye girmek için Koço'nun  tuvaletlerinin yanından geçilmesi gerekiyor.Dünyanın en temiz tuvaleti bile olsa sevimsiz olan bu durum, bakımsız ve sinekler uçuşan bir tuvalet olunca iş daha da çirkinleşiyor...

Son bir not,  dileklerinin kabul olduğunu duyduğum çok fazla insan da var. Benim de işim Allah'a kaldığı için (bilen biliyor!), 5 yıl Moda'da okuyup bilmediğim bu kiliseye gidip bir mum yakmaya karar verdim. Duyumlarıma göre üç Çarşamba üstüste gidilmesi gerekiyormuş ve Ekaterini sevgilisine kavuşamadan öldüğü için, aşk konularında dualar kabul olmuyormuş ama iş ve para konularında dilekler hemen çıkıyormuş. Darısı başıma...

LinkWithin

Related Posts with Thumbnails