Daha sonra size Zarife Hanım, Denizkızı Eftelya ve kantoculardan bahsetmeyi düşünüyorum, ama şimdilik bu şarkıyla yetinelim:
Saturday, July 30, 2011
Monday, July 25, 2011
Harry Potter and the first 3-D Experience
*does not contain spoilers*
*spoiler içermez*
An era closed for me as I saw the last Harry Potter film and I finally did see a film in 3-D that I despised for so long. Here are my feelings about the movie and the 3-D:
Bugün Harry Potter'ın son filmine giderek bir dönemi kapattım ve uzun süredir burun kıvırdığım 3-D olayına da vakıf oldum. İşte izlenimlerim:
1. This 3-D thingy is not for the people with eye problems. My mom had to put the 3-D glass on her regular glasses and her nose is pierced after the movie and I saw the whole film blurred (I need to wear glasses but I don't and I normally don't see the world blurred). My eyes constantly tried to focus on something, but had no luck there.
1. Bu 3-D bozuk gözlüler için bir olay değilmiş. Gözlüğünün üstüne 3-D gözlük takan anamın burnu delinirken, gözlüksüz dolaşan ama aslında gözleri bozuk ben ise bütün filmi flu izledim. Zavallı gözlerim bir yere odaklanmak için bayağı çaba harcadı fakat başarılı olamadı.
2. People keeps telling that this 3-D stuff improved a lot in the last years, but it wasn't different from the short movie I saw in Disneyland in 1998, at the end not that impressive really. I admit that the scenes when somethings fly towards the camera are interesting, but for the rest of the movie, the depth-of-field doesn't make up for the artificial feeling of 3-D.
2. Bu 3-D çok gelişti bıdı bıdı dediler, de benim 1998'de Disneyland'de gördüğümden farklı bir şey de yoktu. Bir şeyler kameraya doğru uçunca güzel de, normal sahnelerde alan derinliği yapaylığı kurtarmıyor valla.
3. Apparently, Harry my dear has chest hair now!
3. Harry'ciğim canımın göğüs kılları çıkmış, bu filmde bunu görmüş olduk.
4. And Neville my darling, who was a funny looking fat little boy grew up to be quite handsome.
4. Neville'ciğim diğer canım küçük sümsük çocuktan yakışıklı bir gence dönüşmüş, çok şeker olmuş (sübyancı mode-on).
5. Snape who I used to see as quite charismatic looks a bit like a transvestite with tons of plastic surgery and make-up.
5. Benim bir zamanlar çok karizmatik bulduğum Snape, siyah göz farı sürmüş Fatih Ürek'e dönmüş.
6. The end of the movie was really funny. 15 going on 40 if you know what I mean:d
6. Filmin sonu çok kolpaydı ya, 15 going 40:D
7. Oh how fast do they grow up, I feel old looking at them.
7. Bu çocuklar ne büyüdü, yaşlandık bea.
*spoiler içermez*
An era closed for me as I saw the last Harry Potter film and I finally did see a film in 3-D that I despised for so long. Here are my feelings about the movie and the 3-D:
Bugün Harry Potter'ın son filmine giderek bir dönemi kapattım ve uzun süredir burun kıvırdığım 3-D olayına da vakıf oldum. İşte izlenimlerim:
1. This 3-D thingy is not for the people with eye problems. My mom had to put the 3-D glass on her regular glasses and her nose is pierced after the movie and I saw the whole film blurred (I need to wear glasses but I don't and I normally don't see the world blurred). My eyes constantly tried to focus on something, but had no luck there.
1. Bu 3-D bozuk gözlüler için bir olay değilmiş. Gözlüğünün üstüne 3-D gözlük takan anamın burnu delinirken, gözlüksüz dolaşan ama aslında gözleri bozuk ben ise bütün filmi flu izledim. Zavallı gözlerim bir yere odaklanmak için bayağı çaba harcadı fakat başarılı olamadı.
2. People keeps telling that this 3-D stuff improved a lot in the last years, but it wasn't different from the short movie I saw in Disneyland in 1998, at the end not that impressive really. I admit that the scenes when somethings fly towards the camera are interesting, but for the rest of the movie, the depth-of-field doesn't make up for the artificial feeling of 3-D.
2. Bu 3-D çok gelişti bıdı bıdı dediler, de benim 1998'de Disneyland'de gördüğümden farklı bir şey de yoktu. Bir şeyler kameraya doğru uçunca güzel de, normal sahnelerde alan derinliği yapaylığı kurtarmıyor valla.
3. Apparently, Harry my dear has chest hair now!
3. Harry'ciğim canımın göğüs kılları çıkmış, bu filmde bunu görmüş olduk.
4. And Neville my darling, who was a funny looking fat little boy grew up to be quite handsome.
4. Neville'ciğim diğer canım küçük sümsük çocuktan yakışıklı bir gence dönüşmüş, çok şeker olmuş (sübyancı mode-on).
5. Snape who I used to see as quite charismatic looks a bit like a transvestite with tons of plastic surgery and make-up.
5. Benim bir zamanlar çok karizmatik bulduğum Snape, siyah göz farı sürmüş Fatih Ürek'e dönmüş.
6. The end of the movie was really funny. 15 going on 40 if you know what I mean:d
6. Filmin sonu çok kolpaydı ya, 15 going 40:D
7. Oh how fast do they grow up, I feel old looking at them.
7. Bu çocuklar ne büyüdü, yaşlandık bea.
Saturday, July 23, 2011
I Cry For You on the Kitchen Floor
Often music legends die and you can see millions of people crying for them. Until today, I didn't. No, I didn't shed a tear for M.J. and though I was close, I didn't cry for Lhassa. I may have cried for Janis Joplin or for the assassination of John Lennon, but I wasn't around that time.
Ünlü bir müzisyen öldüğünde, onun için ağlayan milyonlarca hayranı olur. Ben ise bugüne kadar kimse için ağlamadım. Hayır, M.J. için bile ağlamadım, Lhassa'yı duyduğumda boğazım düğümlendi ama o kadar. Eminim ki Janis Joplin ya da John Lennon için ağlayabilirdim ama o zamanlar daha dünyada mevcut değildim.
Today is the first day I cried for a celebrity's death (I even didn't cry for Princess Di), Amy Winehouse was a great musician with a haunting voice and was a regular guest on my blog. But she was a troubled soul, for that I feel good for her and hope she'll find the peace she missed wherever she went. R.I.P. Amy Winehouse, you will be missed and the world probably will not hear a voice like you...
Bugün ilk defa bir ünlünün ölümüne ağlıyorum (düşünün Prenses Diana'ya bile ağlamadım, ki daha çocuktum). Amy Winehouse akla zarar bir ses ve tarza sahip büyük bir müzisyendi ve yıllardır en severek dinlediğim ve bu bloga da sık sık yazdığım bir isimdi. Ama o sorunlu bir ruha sahipti ve bu yüzden onun için üzülmek yerine, sonunda aradığı huzuru bulduğunu umuyorum. Huzur içinde yat Amy ve şunu bil ki bu dünyaya senin gibi bir müzisyen bir daha kolay kolay gelmez...
Friday, June 24, 2011
Bilgi'de Neler Oluyor
Üniversite mezunu her insan üniversitesiyle gurur duymak ister, ister ki 10-20 yıl sonra "Bilgi mezunuyum" dediğimde karşısındaki "Bilgi de ne demesin". 4 yıl geçirdiği üniversitesinde derse giren asistanlar değil akademisyenler olsun ister, o akademisyenlere insan gibi davranılsın ister, Afrika'dan getirilmiş köle gibi değil.
Bilgi son zamanda porno olayı sayesinde devletten darbe görmüşse, onun bin katını okulu satın alan Amerikalılar ve rektörden görmüştür. İnsanlar nedensiz ve habersiz işten atılmış, üstelik bu e-mail hatta msn üzerinden yapılmıştır. Son zamanlarda sendikalı çalışanları işten çıkarmaya başlamıştı, sıra şimdi Chris Stephenson'a gelmiş.
Zaten yıllardır hükümete yaltaklanmak için yırtınan Bilgi, şimdi bir de gözünü kâr bürümüş Amerikalılara yaranmaya çalışırken Bilgi üniversiteden çok her şeye benziyor. Şuradan Chris Stephenson'ın Bilgi'de kırılan rekorlara dair mailini, şuradan da Bilgi Çalışanları'nın sendika sayfasını bulabilirsiniz. Bilgileaks için ise şuraya tıklayabilirsiniz.
Bilgi son zamanda porno olayı sayesinde devletten darbe görmüşse, onun bin katını okulu satın alan Amerikalılar ve rektörden görmüştür. İnsanlar nedensiz ve habersiz işten atılmış, üstelik bu e-mail hatta msn üzerinden yapılmıştır. Son zamanlarda sendikalı çalışanları işten çıkarmaya başlamıştı, sıra şimdi Chris Stephenson'a gelmiş.
Zaten yıllardır hükümete yaltaklanmak için yırtınan Bilgi, şimdi bir de gözünü kâr bürümüş Amerikalılara yaranmaya çalışırken Bilgi üniversiteden çok her şeye benziyor. Şuradan Chris Stephenson'ın Bilgi'de kırılan rekorlara dair mailini, şuradan da Bilgi Çalışanları'nın sendika sayfasını bulabilirsiniz. Bilgileaks için ise şuraya tıklayabilirsiniz.
Desperate Housewife
Lately I transformed from stress-eater to stress baker and as you can see from the photo, I'm a true desperate housewife now. For days I've been baking pizzas and pastries and deserts. Will somebody save me please?
Bünye stresten yemekten sonra stresten hamur açma olayına geçti, ben de şekilde görüldüğü gibi tam bir desperate housewife haline geldim. Sylvia Plath de kafasını bir şeye taktığında kendini yemek yapmaya veriyormuş, ben de günlerdir evde el açması pizzalar, gözlemeler, tatlılar kafası yaşıyorum, yakında altın günü düzenlemeyi de düşünebilirim. O derece yani...
Wednesday, May 25, 2011
Musical Wednesdays/Müzikli Çarşambalar-Adele
I'm crazy about this song from the first time I heard it on Glee. But I love the Glee version better, this bad-boy St. James can sure sing!
Bu şarkının Glee'de izlediğimden beri hastasıyım. O yüzden bu hafta 'Müzikli Çarşambalar'da Adele-Rolling in Deep şöleni var. Ama ben Glee'nin versiyonunu daha çok sevdim, St. James piçi çok güzel şarkı söylüyor!
Bu şarkının Glee'de izlediğimden beri hastasıyım. O yüzden bu hafta 'Müzikli Çarşambalar'da Adele-Rolling in Deep şöleni var. Ama ben Glee'nin versiyonunu daha çok sevdim, St. James piçi çok güzel şarkı söylüyor!
Tuesday, May 24, 2011
Türkiye'de İngilizce Kitap Alma Rehberi
Uzun sayılacak bir uğraştan sonra Mülksüzler'in ingilizcesini bulup alınca, benim gibi ingilizce kitap arayanlara yardımcı olacak bir liste hazırlayayım dedim. Aslında internetten kitap alışverişi yapmayı sevmiyorum, bir kitap almadan önce kitapları ellemek, kurcalamak, kokularını duymak hoşuma gidiyor, ama üşengeç olduğumda internetten de sipariş veriyorum. Sonuçta bu listenin yararlı olacağını umuyorum, belki birileri de listeye katkı yapar, ben de yeni bir yer öğrenmiş olurum...
1. Robinson Crusoe
1. Robinson Crusoe
Robinson Crusoe, mabetim... Daha önce de bahsettiğim gibi öldüğümde gömülmek istediğim yer burası işte! İstiklal Caddesinde, Galatasaray Lisesi'nin yakınında koyu ahşap ve cam girişi, yüksek tavanı ve tavana kadar kitaplarıyla bir kitap cennetidir Robinson. Her zaman aradığım kitabı bulamasam da ilk baktığım her Robinson'dur, ayrıca internetten de aradığınız kitabı sipariş edebilir, kitap yoksa da yurtdışından sipariş edebilirsiniz. İnternetten verdiğim siparişi 1 günden kısa bir sürede getirmesiyle de kalbime taht kurmuştur.
2. Pandora Kitabevi
Yine İstiklal Caddesi üzerindeki Pandora, geçen sene asıl yerinin karşısına açtığı İngilizce kitaplar satan dükkanıyla listenin ikinci sırasına yükseldi. Robinson kadar olmasa da keyifli bir kitabevi. Bir kere içine girince kırtasiye/cd/film/oyuncak değil kitap görüp, kitapların havasını soluyacağınız nadir kalan kitabevlerinden. İngilizce kitap seçkisi hiç fena değil, yine olmayanları yurtdışından getirtme olasılığınız da var. İnternet üzerinden de sipariş verilebiliyor. Ben sonunda üstte belirtilen Mülksüzler'i burada buldum, kargo ise 2. günün sabahı geldi, yani gayet hızlı diyebilirim, üstelik motorlu kuryeyle hızlı teslimat seçeneği de var...
3. Remzi Kitabevi-Suadiye
Remzi'nin diğer yerlerine gitmeyeli uzun zaman oldu, o yüzden onları bilemiyorum ama Suadiye'deki mağazada, özellikle yeni popüler kitapları İngilizce olarak bulmanız oldukça olası. Vampir kitapları koleksiyonu ise tek kelimeyl muhteşem, benim Türkiye'de Southern Vampires'ı bulabildiğim iki yerden biri olduğu için sıkça uğruyorum (malum kadın her yıl yeni bir tane yazıyor). Yıllar önce bana hiçbir yerde bulamadığım Cyrano de Bergerac'ı buldukları ve Harry Potter'ın kitaplarını erken getirip rezervasyon aldıkları için zaten sevdiğim bir yerdi Remzi, şimdi daha da bir çok seviyorum. Ama maalesef internetten alışveriş yapılamıyor.
4. Ada Kültür- Kadıköy
Rıhtımdaki Seyhan Müzik'in yerine bir yıl kadar önce açılan Ada Kültür'e önce sadece dolmuşlara yakın diye girdim, ama en sevdiğim kitabevlerinden biri oldu. Kitapların yanısıra DVD koleksiyonu da keyifli, ve eskiden 30-40 tane olan ingilizce kitaplar son aylarda bayapı büyüdü ve Susan Sontag'ın 'On Photography'si gibi çok keyifli kitaplar bulmak mümkün. Ayrıca son gidişimde eski ciltli Fransızca sahaf kitaplar da olduğunu gördüm. İnternette izleri yok, yalnız yolunuz Kadıköy'e düşerse uğramanızda fayda var diyorum. Ayrıca çok keyifli müzikler çalarak da beni benden alan bir yer...
5. D&R-Suadiye
Esasında D&R'ı içinde kitaptan çok her şey olan kitapçılar sınıfında bir zincir kitapçı olduğu için pek sevmem, ama Southern Vampires'ı bulabildiğim 2. yer burası olduğu için zaman zaman uğruyorum. İngilizce kitapları fena olmasa da bence çok yeterli değil. İnternetten sipariş mevcut, ama kargonun size ulaşması bir haftayı bulabiliyor.
6. Homer Kitabevi
Asıl olarak ingilizce arkeoloji ve sanat tarihi satmak amacıyla açılan Homer, edebiyat kitapları alanında çok zengin içeriğe sahip değil ama sosyal bilimler konusunda bir kitap arıyorsanız ilk bakmanız gereken yer. Galatasaray'daki yerine hiç girmesem de Bilgi Üniversitesi'ndeki yerleri küçük olsa da keyifli kitaplara sahip bir yerdir. Yine internetten sipariş seçeneği mevcut, ama bir şey almadığım için bir yorumda bulunamıyorum.
Geri Kalanı
Ayrı bir başlık açmaya gerek duymadığım yerler, klasik eserlerin Wordsworth ya da Penguin baskılarını ucuz fiyata satan, ancak pek fazla seçenek tutmayan yerler; Kabalcı Kitabevi, Alkım Kitabevi ve Kadıköy'deki Penguen Kitabevi (Penguen bu arada en sevdiğim kitapçılardan biridir). Penguen'e uğrarsanız İngiliz klasik yazarların tüm eserleri kitaplarını (yaklaşık 5 kilo ağırlığında oluyorlar) 25 tl'ye alabilirsiniz, benden söylemesi. Ben Jane Austen ve Virginia Woolf'umu çoktan aldım, geri kalanlara da bir el atmak niyetindeyim.
Son Çare:
Aradığınız kitap bu yerlerden hiçbirinde yoksa, yurtdışından almak zorundasınız demektir. Bu da biraz fazla teslimat parası ödemek ve 4-5 hafta beklemek anlamına geliyor. Ama eğer bunlardan yılmayacaksanız benim tavsiyem Amazon yerine Ebay'e bakmanız. Çünkü Amazon her siparişte fiks bir 5 dolar teslimat masrafı alıp sonra onun üzerine her kitap için ayrı teslimat ücreti istiyor yani biraz pahalıya geliyor. Tabii Ebay'den almak sanal satıcılardan almak demek, yani biraz riski var, ama ben bugüne kadar Ebay'le hiçbir sorun yaşamadım. Üstelik ikinci el almak sizin için sorun değilse, oldukça ucuza aradığınız kitabı bulabiliyorsunuz. Eğer Amerikan sitesine değil İngiliz sitesine bakarsanız, hem teslimat daha hızlı olur hem de teslimata daha az para ödersiniz.
Subscribe to:
Posts (Atom)








