Saturday, March 20, 2010

İstanbul Film Festivali Çilesi Part 2- The Pain that is Istanbul Film Festival Part 2


(Tamam abarttım, Büyük Depresyon zamanı kömür sırası da değildi -  Ok, I admit that I exaggerated a little bit, it was not as bad as a line for coal in the Big Depression)

Eveeet, yeterince dinlendim, artık dert yanmaya başlayabilirim. Yani hemem her sene film festivaline gidiyorum ama hayatımda hiç bu kadar ilerlemeyen ve uzun bir sırayla karşılaşmamıştım. Bu kadar bekleyeceğimi tahmin etmemin imkanı bile yoktu, çünkü öyle çılgın bir sırada yoktu ortada, küçücük Kadıköy Sineması'nın (Bilen bilir) içinde -ki aslında sarmal çiziyormuş o sıra, ilk girdiğimde onu anlamamıştım- bir sıra merdivenlere kadar uzanıyordu. En çok 2 saat sürer dedim ki, o da çok anormal bir şey değil, dayanırım dedim. Sonuç.... 4,5 saat!

Now that I rested enough, I can continue my venting.... I go to the film festivals almost every year, but I never experienced such a long line before. I couldn't imagine how long would it take either, because the line was only in a small theater and its stairs (Trust me, I know a long line from waiting for 8 hours for living permit of non-EU citizens in Berlin!). I though I would wait for 2 hours or so, which is normal for this festival. The result... Four and a half freaking hours!

Nedenlerine gelince, sadece 2 tane gişe vardı ve bu sinema Anadolu Yakası'nda bilet satılan tek yerdi. Yoğunluğu tahmin edip en az 5 sıra olması gerekirdi orada, ama nerdeeee.... 2. en büyük neden de, ultra-entel tiplerin (genelde 50 yaş üstüydüler) kişi başı 60 ile 80 arası bilet almalarıydı. Şöyle düşünün; "bana ayın 3. şu sinema, şu seansa şu kadar bilet" şeklinde başlayan dialog 50 film için devam ediyor, haliyle bir kişinin işi 20 dakikada bitiyor...

The reasons are, most importantly, there were only 2 box offices and the theater is the only place that sells tickets in the Anatolian side, for a festival of 200+ films during 3 weeks. There should be at least 5 box offices there! The second thing is that the über-artistic people of my beautiful country (aged 50 and more mostly) bought 60 to 80 tickets per person. İmagine this: the dialogue, give me ... much ticket for the film ... that is in theater ... on the date ...., on the hour.... and multiply it for 50 films. Normally every person spends 20 minutes...

Ne mi yapılabilir? Bu işi küçücük sinemalarda halletmeye çalışmak yerine, bir zaman müzik festivallerinde yaptıkları gibi Kadıköy Meydanı, Taksim gibi 3-4 meydana birkaç seyyar gişe açılabilir, biletix'e daha iyi bir alternatif bulunabilir (hem server'ları çok yavaş, dolayısıyla bütün biletler aynı eyrden alındığı için sürekli bloke oluyor, hele internetten hiç alınmıyor neredeyse, hem de film başına 2 küsür lira para alıyor, ki bu da 10 film alsanız 20 lirayı biletix'e baymak demek), yurtdışındaki büyük festivaller bu işi nasıl çözüyor bu incelenir, bir şeyler bulunur. Lafım size IKSV, yapmayın, prestijli festival yapıyorum diye övünmeden önce, 5 saatlik bilet kuyruklarına bir bakın.

What can be done about this? Instead of selling tickets in three little theaters, they can open 3-4 box offices in big centers of the town, let's say 5 different places, they can find a better alternative to biletix where you can buy tickets online, but has such a slow connection that you cannot really (not especially in the first day of the ticket-selling) and it took 2 liras for each film, so if you buy 10 tickets, you pay 20 liras (around 10 Euros) extra for... nothing really, they can examine how big international festivals cope with it...

Peki 5 saat beklemek gerekiyor muydu? Evet, çünkü daha ben sıradayken festivalin gözde filmleri 'Nowhere Boy', 'Aşkın Son Mevsimi' gibi filmler bitti. İşin ilginci Reha Erdem'in Kosmos'u da ilk biletlerin satışa çıktığı ilk gün saat 3.5 sularında tükendi. Reha Erdem adına çok sevinsem de (bilen bilir, hayranıyımdır) kendi adıma çok üzüldüm. Bal'a da yer aramayın arkadaşlar, o da bitti, Mr. Nobody de....

Did I really have to wait for 5 hours? Yes, because popular films like 'Nowhere Boy' and 'The Last Station' sold out as I was standing in line. The interesting part is Reha Erdem's 'Kosmos' sold out too around 3,5 P.M. Reha Erdem is one of my favorite directors, so I was sorry for myself, but I was happy for him, because he doesn't have such a big crowd usually.

Şunu da söyleyeyim ki, iyi ki erken gitmemişim, çünkü biletlerini 4'de alan birine kıskançlıkla sorduğıumuzda, sabah 9.30'dan beri beklediğini öğrendik.
 
I should also add that, the people who got their tickets around 4 P.M. were waiting since 9.30 A.M., so we were lucky consideringly.

Bu 5 saat içinde haliyle kuyruktakiler kanka oldu, kendi aramızda eğlenmeye çalıştık. Bol bol geyik yaptık, İKSV'ye sövdük, 3. dünya ülkesi olmamızdan dem vurduk, 60 bilet alanlarla dalga geçtik.... Bir açıdan eğlenceliydi yani, 5 saatin sonunda öyle bir hale geldik ki, benim 'şimdi dünyaya meteor düşse, kıyametten önceki son 5 saatimizi burada geçirmiş olacağız' yönlü geyiğime sinemaca çok güldük. Artık kişisel konuşma filan da kalmadı, herkes birbirinin lafına dalmaya başladı, kolektif olarak sıkıldık.

During these 5 hours (yes, I'm rounding it up!), we became best friends with the people waiting in line and tried to have fun among ourselves. We sweared at IKSV (Istanbul Culture and Art Organization), complained about being a Third World Country, made fun of people who buy 60 tickets... So, it was kind of fun, we became so weird after 5 hours, that when I said someone -my new bf :P- "If a meteor crushed the earth right now, we would be spending the last 5 hours before the apocalypse waiting in line", everyone in the theater burst into tears from laughing. There was no personal conversation left, everyone was listening and commenting to everyone's conversation, we were bored collectively.
 
Yazının bu bölümünde şunu demek isterim ki, "Vay be şu Türk milletindeki sinema aşkına bak!"

I should add now "You can't help but feeling amazed at the love of the cinema of the Turks!"

Yazının bu bölümünde 10 film olarak belirlediğim sınırda hangi filmler kaldı, onları yazacağım. Gala filmlerini param olmadığı için kafadan eledim, yer de kalırsa bir hafta sonra Öfke'yi ya da Ben ve Orson Welles'i de listeye ekleyebilirim. İşte listem:

The last part of my post indicates my final choosing. I didn't have much money, so I didn't get any Premier Films (like Jarmush's The Point of Control or Sally Potter's Rage), I can add them to list if I have money to buy tickets later. (Nevertheless of all the bad things, I should say that I payed around 20 Euros for these 10 films + 2 for my friend! because the weekday screenings cost only 1.5 euro!). Here is the list:

1.  Uzay Turistleri (Space Tourists)- 5 Nisan Pzt. 11.00 -Beyoğlu
2.Paris'te Son Konser (Le Concert)- 5 Nisan Pzt. 16.00
3.Dans Rüyaları (Tanztraume) - 8 Nisan Prş 16.00- Beyoğlu
4.Yoldaş Modası (Die Erdbeerfolie)- 9 Nisan Cuma 13.30- Beyoğlu
5.Her Gün Bayram Chaque Jour est une Fete)- 12 Nisan Pzt 11.00-Kadıköy
6.Özgürlük-(Korkorro) 13 Nisan Salı 11.00- Atlas
7. Annemi Öldürdüm (J'ai Tué ma Mere) - 13 Nisan Salı 16.00- Atlas
8.Erkeksiz Kadınlar (Women without Men)- 16 Nisan Cuma 11.00 YR
9. Fobidilya (Phobidilia)- 16 Nisan Cuma 16.00 - YR
10. Beton Park +Hergele(n) Meydanı 17 Nisan Ctesi 13.30- Pera

*Listeye daha sonra eklemeler yapılabilir, saatleri ve yerleri yazdım, ki eğer aynı filmlere gidecek olan varsa görüşelim, sosyalleşelim.

** Kuyruğun büfe yanında geçirdiğim 1 saatlik bölümünde Eti Cin'ler gözümde döndüler, ye beni ye beni dediler, ama almadım arkadaşlar, hala 1 haftadır temizim! (Kutlayın beni, çok zor dayandım)

***Değerlendirme: 10 filmden 4'ünün belgesel olması biraz abartmış olduğumu gösteriyor, yalnız belgesel filmler sonra DVD olarak filan bulunmuyor, bu filmler de ya yönetmenini, ya kendisini iyi bildiğim filmler genelde. Geçen post'da bahsettiğim (post'un türkçesi ne gerçekten bilmiyorum, bilen varsa söylesin, şu türkçe içinde ingilizce yazma mevzusuna son vereyim, her sefer uğraşıyorum post demeyeyim diye) dönem filmi ve biyografiler benim listemde yer alamadı, aslında Nowhere Boy ve Aşkın Son Mevsimine gitmek istemiştim, ama kısmet!

*** Conclusion: I know I exaggerated with 4 documentary films out of 10, but the documentaries cannot be found later as DVDs, and these four have been my favorites either because of its director or the film itseld. The biopics and Era pics there are the highlighted theme of the year didn't enter to my final list, eventhough I wanted to go to the Nowhere Boy and the Last Station (they were sold out).
 

Filmler hakkında yorumlarım festival bitiminde, 18 Nisan'dan sonra...
Critics about the films to come at the end of the festival, after April 18...

6 comments:

ozlemakin said...

gecmis ola. bi de, post=yazi ? (gecen yazida bahsettigim, vs) ben boyle cozdum en azindan.

The Daughter of God and Alexandre Dumas said...

@özlem: burada yazı oluyor hakikaten benim beynim durmuş, ama mesela fotoğraf koyuyorsun ya da video hiç yazı yok, o zaman yazı demek bir garip oluyor, tam karşılamıyor sanki. Hadi başka birşey bulalım biz buradan post'a, post edilen herşeyi karşılasın:)

ozlemakin said...

hmm. girdi/ileti/kayit vs var kullanilabilecek ama bunlar da cok zorlama. yazi iyidir ya, fotografli videolu bisey olunca dusunuruz alternatifleri :)

The Daughter of God and Alexandre Dumas said...

girdi süper ama, ben bunu kullanırım bundan sonra:P

ozlemakin said...

saskin

ps. ulen hem kelime dogrulama var hem yazar onayi. ne bu paranoya?

The Daughter of God and Alexandre Dumas said...

paranoyak bir bünyem var evet. Ne var yani?

LinkWithin

Related Posts with Thumbnails