Friday, August 27, 2010

Sevgili Günlük/Dear Diary

Evden işe, işten eve gelirken sürekli kafamda bloga yazacak şeyler buluyorum, ama çoğunu yazmaya zamanım kalmıyor. Bugün tam olarak beynimdekileri kusmak isteğindeyim.

Walking from home to work and vice-versa, I always think of stuff to write in the blog, but mostly I don't have time to write them. But today, I want to barf everthing inside of my head.

-Öncelikle twitter'a yazmıştım daha önce, evet-hayırdan gına geldi diye, gına gelmek yeterince güçlü bir ifade değil, her akşam eve döndüğümde yoldaki evet-hayırları kusuyorum. Bir ülkenin siyaseti ve partilerin ideolojileri bu kadar anlamsız iki kelimeye yüklendiyse vay halimize!

-This is highly local politics, so you won't understand a thing:)

-İş her zamanki gibi yoğun. Haftasonu dahil çalış çalış çalış... Aslında yaptığım işi seviyorum ama kendime ayıracak hiç zamanım yok. Arada bir eve erken gelirsem (19.30) maske filan yapıyorum, oh diyorum bugün kendime özen gösterdim! (Maske yapmak kendine zaman ayırmak oldu hadi bakalım!) İşte bütün gün akşam ne yapacağım diye düşünüyorum, tv mi izlesem, kitap mı okusam, bilgisayar da bir şeyler mi izlemeli ya da film mi? Sonra eve 8.30-9.30'da gelip hiçbir şey yapamadan 10.30'da sızıyorum (en geç!) Bir arkadaşımı göreyim desem karşısında oturup ayakta uyuyorum. Kısacası "All work and no fun makes Jack a dull guy".

-The work is as hectic as always. Work, work, work even on week-end... Actually I love what I do, but I have no time to spare for myself (and I need time for myself). If rarely I go home early (7.30 P.M.) I apply a beauty mask and consider myself lucky for spending time for myself! I constantly think of what I will do at night, should I watch t.v., a film or some series, read a book maybe? Then I come home at 8.30-9.30 and fall asleep at 10.30 (at the latest!). If I decide to go out with a friend, I sat and sleep with my eyes open. In short "All work and no fun makes Jack a dull guy"

-Bugün ofise ekipmanlar geldi, onları kurduk, çocuk gibi eğlendim. Kamera güzel bir şey, bir de film kamerası olsa tabii, tercihim super 8, tapıyorum onlara!

New equipments came to the office today and we monted them. Camera is a great thing, if only it was a film camera! My choice for ever is the super 8, I adore them!

-Akşam eve dönerken otobüste bir kadın vardı, oh la la! kendime rüküş dediğime kızdım. Altında garip bir yeşil-siyah pötikareli mini etek, üstünde daha da garip yeşil belden bağlama bir gömlek (belde bağlama gömleklerin 80'lerde yok olmasını bırakın, bu gömlek her tarafını gösteren bir gömlekti ve zaten sadece göğüs bölgesinde mevcuttu), kolunda kafam kadar 3 boncuklu bilezik, bir tane de deve kadar plastik bir şey, boynunda ayı gibi kolyeler. Bir de bütün otobüs parfümü kokuyordu (ki parfüm de bayağı ağırdı tabii).

-I saw a woman on the bus tonight. Oh la la, I never call myself over-dressed ever again. She has a short skirt in a weird green and black, a weirder green shirt that one ties from the belly (not only that tied shirts are so 80's, this was was sheer and it only covered the breasts, barely). Then she had 3 huge bracelets with beads and a huge plastic-one and huge necklaces (I counted 3). And the whole bus smelled like her perfume (which wasn't a light-one)

-Bu aralar 'Salam Pax'ın Bağdat Günlüğü' diye bir kitap okuyorum. 2. Körfez Savaşı'ndan önce yazmaya başlayıp savaş süresince neredeyse canlı yayın yapan bir blogger (host'u da blogspot hatta), Kabalcı'da 2 liraya buldum. Şu anda kitapta savaş yeni başladı, tüylerim diken diken oldu. Zaten bu savaş zamanında annem televizyon izlememi yasaklamıştı, izleyip izleyip ağlıyordum, savaş bana yaramıyor (kime yarıyor ki?). Neyse günlüğü sağır sultan duymuş da ben duymamışım sanırım, süper bir şey okuyun.

-Nowadays I read 'Salam Pax's Baghdad Diary'. He's a blogger (from blogspot) who started to write before the second Gulf War and continues it through the war. Right now, the war just started and it gives me chills to read it. In fact, when the war really happened, my mom banned me to watch t.v. as I watched the footage and cried my eyes out. Wars don't do me good (then they do no one any good). Probably everyone heard of him but me before, but if you don't, go read him, he is good. 

Bugün kusacaklarım bu kadar. Hep günlük tutmaya başlayıp hiç bir defteri tamamlanamayan bir insan olarak sizce her akşam buraya kusabilir miyim? Aslında gerçek bir günlük tutmak istiyorum, biri bana bir günlük hediye etse de kendimi mecbur hissetsem, belki o zaman tamamlarım...

Ok, that's all in my mind for tonight. I always start to write a diary then leave it in the middle, so I can't promise to write one regularly, but what do you think, can I write here regularly? Actually I want to keep a real diary, maybe if someone gives me one, I would feel obligated...

2 comments:

Zehra Gürgen said...

Şimdi yazını okuyunca hemen banyoya koşup kendime kil maskesi yaptım.Evde olupta kendine zaman ayırmamak buna denir! evde olmakta sıkıcı ve monotonlaşıyor zamanla..

The Daughter of God and Alexandre Dumas said...

Sorma Zehra, ben kendime bir de saç maskesi aldım, bugün tatil ya, saç maskemi yaptım, sonra kuaförlüğe soyunup saçımın kırıklarını kestim, akşama da demi sek şarap hazır:DD

LinkWithin

Related Posts with Thumbnails